BİRAZ HATIRA BİRAZ DERSHANE ÜZERİNE BİR YAZI

mustafa baris

Sene1988. Rize Lisesi 1. sınıfındaydım, bugün 9. Sınıf olarak adlandırılmakta. Başlarken bile eğitim sistemimizde ne tür değişiklik yapıldığının izleri görünmekte. Öncelikle Matematik öğretmenim ve okul müdürümüz Kemal hocayı rahmetle anmak isterim.
Ortaokul bitmiş, 8-10 ortaokul arkadaşımla birlikte lise 1 de aynı sınıfta serüvenimize başlamıştık. Bazı arkadaşlar ortalarda yoktu, onlar farklı okullara gitmişlerdi. Rize’de o günlerde Anadolu Lisesi, Fen Lisesi yoktu ve onlar il dışındaki okullara gitmişlerdi. Ben ve benim gibi dershane nedir, ne iş yapar konusunda fikri olmayanlar, rehberlik hizmetini filmlerde turist gezdiren manası dışında bilmeyenler düz liseye devam etmekteydiler.
Lise 1’de daha önceki yıllardaki gibi matematik dersim oldukça iyi geçmekte, yüksek notlar almaktaydım. Günün birinde dershane denilen kurumların üniversite sınavlarına hazırlık, deneme sınavları yaptığını arkadaşlarımız sayesinde öğrendik ve katılmak için ön kayıt yaptırdık. Gün geldi deneme sınavına girdik ama burada yolunda gitmeyen bir şeyi hemen fark etmiştim. Sınavdan çıkınca benim gibi dershaneye gitmeyen arkadaşlarla değerlendirme yapınca hepimizde aynı düşüncenin peyda olduğunu anladım. Okul, bu sınav sisteminde yeterli pratiği ve soru tiplerini bize vermemekteydi. Başarılı okul öğrencileri olarak başarısız bir sınav geçirmiştik.
Böylelikle dershaneye gitmem gerektiğine öğretmen olan babamla birlikte karar verdik. Yıllar sonra öğretmeni ve ortağı olacağım Rize’nin en iyi dershanesi Modern Fen Bilimleri Dershanesi’nin kapısında soluğumuzu aldık. Ama dershanede kayıt için sıra vardı. Yedekten dershaneye nakit para verme şartıyla ön kayıt oldum.(11 yılık dershaneciliğimde böyle bir şey yaşamadığımı belirtmek isterim) Birkaç hafta sonra dershaneden gelip başlayabilir bilgisini veren bir telefon aldık. Meğer araya sözü geçen şahsiyetler girmiş, anlayacağınız torpille dershaneye kayıt olmuştum.
Evet dershaneyle tanışmam bu şekilde oldu, ayrılmam nasıl oldu konusuna 2. Bölümde devam edeceğim. Şimdilik bu kadar kafi!
Dershaneler ihtiyaç mı konusunda nasıl yazmaya başlayacağımı düşünürken; aklıma ortaokul 1’de ilk matematik dersinde hocanın sorduğu “1′ den 4 çıkartılırsa kaç kalır? “ sorusuna verdiğim 1’den 4 çıkmaz cevabıyla başlamak isterim. Evet ben bu cevabı vermiştim. Rize il merkezindeki iyi ilkokullarda okuyan, dershaneye o yıllarda giden arkadaşlar bana gülmüşlerdi. Arkadaşlarımın bana gülmelerine sebep olan o günkü iş bilmez siyası MEB sorumlularıydı. Bugün onları rahmetle anmaktayım.
Dershaneler ihtiyaç mı? Öğrenciler gerçekte bunu mu istiyor, veliler ne düşünüyor?
* Seçkin ve kaliteli üniversiteye gitmenin yolunun dershaneye gitmekle olabildiği algısı var,
* Aileler arası söylemler, toplumsal baskılar,
* Anne babaların vicdanlarını rahatlatma arzusu, ileride” beni dershaneye göndermediniz” söylemine karşılık verebilme isteği,
* Anne babaların çocuklarının eğitim problemleriyle uğraşmaktansa para vererek dershane öğretmenlerine yıkma çabası,
* Dershane öğrencileri arasında yeni arkadaşlıklar geliştirme fırsatı, yeni sosyal iletişim alanlarının olması,
* 13 sene öğretmenlik yapan birisi olarak hala karıştırdığım bu sistemsizliği anlama arzusu! Bu kadar sınav ve değişikliğin doğru, yerinde ve zamanında takip edilememe korkusu! Dershane rehberlik birimiyle bu bilgilere hızlı ve doğru bir şekilde ulaşma arzusu…
* Velilerin çocuklarını sokaklardan uzak tutmak istemesi,
* Dershane ortamında ki rekabet ortamının çocuklar üzerinde ki olumlu etkileri,
* Tüm sınav neticelerinde gazete, bilbort ve televizyonlarda 1. Bizden ilk 100 veya ilk 1000 de şu kadar öğrencimiz var denilerek bu sınav sisteminde “en iyi yarış atının”, ”test makinesinin” dershanelerde yetiştiği propagandasının yapılması.
* Genellikle orta okul öğrenciliği esnasında vuku bulan ergenlikten kaynaklı müzmin karakter oluşturma davranışlarının anneler ve babalar tarafından anlaşılamaması, okullarda ki resmi devlet tavrının bunlara “bu saçların hali ne! yakan paçan acık hıım şimdi disipline veririm” söylemlerinden bıkan gençlerin dershanelerde daha yakın ilişki kurdukları, hatta ağbi abla diyebilecek kadar samimi olabildikleri hocalarıyla zaman geçirmek istemeleri.
* TC Milli Tarih, TC Milli Coğrafya, TC Matematik, Kimya, Fizik hatta TC Din Bilgisi ve Ahlak; komik ama gerçek bu; resmi mevzuat ve müfredatın artık öğrencileri mutlu etmemesi, bu yalanın artık yenilmiyor olması.
* ”Türkün Türkten başka dostu yoktur” söyleminin okullarda okuyup; fatih projesiyle dağıtılan tabletlerinde 77 milletten arkadaş dostlarıyla face ve Twitterdan konuşmaları çelişkisi…(w artık özgür, kullanmak serbest)
* Geçenlerde sevdiğim bir dostumun yazdığı gibi ”tabletler dünyaya ne kadar acık ise TC Coğrafya ve Tarih müfredatı bir o kadar kapalı” olması
Sayın Başbakanımızın hızına yetişemeyen bürakratların; başbakanımızın eğitimde olmasını temenni ettiği güzel gelişmeleri bir türlü yapamamış olmaları. Başbakanımızın hızına yetişemeyen bürakrasının sıkıntıları bugün dershanecilik konusu altında kendini göstermiştir.
Düşünsenize bir yönetici Genel Müdür 5 yıl boyunca her ay müdürleriyle toplantılar yapmakta, kararlar alınmakta ve her türlü destek yönetimden verilmekte. Bu kararlar toplantı tutanaklarında yazılmakta ama ne var ki 5 yılın sonunda bakıldığında toplantı tutanaklarındaki maddelerin yarısı değişmemiş aynı müzmin konular konuşulmakta. Yağ, şeker, un var ama iyi bir ustası yok eğitimden anlayan. ”Para, tablet, ücretsiz kitap, son teknolojiyle donatılmış yeni binalar hatta süt bile verilmişken neden? hala eğitimdeki sorunlar çözümlenemiyor” olması Sayın Başbakanımızı üzmektedir kanısındayım!
Eksik olan sevgi odaklı, insan odaklı eğitim olmaması, sisteminin sil baştan tanzim edilmesi gerekmektedir. Okul çıkışlarında veya hafta sonları dershane, etüt merkezi ve benzeri yerlerde çalışma zorunda kalmayan öğretmen şartlarının sağlanması. Öğretmenleri sadece 24 kasımlar da değil her zaman hatırlanarak, değerli bir meslek olduğunun söylenmesi değil bizzat yaşatılması.
Kazanılması gereken asıl büyük servet; para, şöhret ve makamdan öte erdem ve bilgeliktir. Biz öğretmenler bilgeliğimizi, yüreğimizi, ruhumuzu, mesaimizi erdemliğimizle yoğurarak; ileride bir meslek sahibi olma heyecanıyla karşımıza gelmiş olan öğrencilerimize aktarmamızı bir fiil yaşayarak şahit olmuşumdur. Bende bir öğretmen olarak tüm öğretmenlerimize takdir ve şükranlarımı sunarım. Hiç şüphesiz bu onuru taşıyan fedakâr ve cefakâr öğretmenlerimiz sayesinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da nasibini almakta ve alacaktır.
Bu vesile ile bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarım.
Keyifli ve güvenli uçuşlar da RTE RİZE HAVALİMANI’ n da görüşelim.
RTE Rize Havalimanı, Elli Uç Rize, Rize Kent Konseyi gruplarına fikir ve desteklerini bekliyoruz.
Saygılarımla…

HABER BİLGİLERİ
Bu haber 25 Kasım 2013, 14:17 tarihinde Köşe Yazarları, Yazar 16 kategorisinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Haber 254 Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
facebook Twitter Frienfeed Twitter Google
ETİKETLER
YORUM YAZIN
Benzer Haberler
MbTasarıM
MUHLAMA KARADENİZ MUTFAĞI
Yazarlarımız
KARADENİZ VİRA FACEBOOK
Resim Galerisi
PUAN DURUMU