KANSERLİ HÜCRELERİN İDEOLOJİSİBÜYÜMEK,GÜÇLENMEK

mustafa-baris

İlk insanları en çok korkutan şey, büyük doğa olayları ya da çevresindeki vahşi yırtıcı hayvanlardı. Mağara devri insanı, gök gürlemesi, şimşek çakması, volkan patlaması, deprem gibi olayları büyük korku ile izlemiş ve olaylarda insanı aşan, gizli Tanrısal güçler görmüştü. Hatta kendisine Tanrı olarak bir yanardağı veya yıldızlar yağdıran göğü seçmişti. Taş kabartmalarda tanrıların gözlerinden ya da ellerinden yıldırımlar saçtığını biliyoruz!

Büyük doğa olayları ve afetler gibi, vahşi hayvanlarda insanları düşündürmüş, büyülemiş ve korkutmuştu. Birçok ilkel toplumların aslan, kaplan, kurt, pars gibi yırtıcı hayvanları kendilerine totem seçmeleri bunu göstermektedir.

Bilim adamları İnsanlar üzerinde çeşitli etkenler arasında en etkilisinin korku olduğunu söylemekteler. Hayatını bir an tehlikede gören ve bu tehlikeye karşı kendini korumak için hiçbir şey yapamayacağının bilincine varan insan korkar. Ve belli bir direnmeden sonra kendini acı kuvvete teslim eder.

G.Sorel, zorbalığın övgüsünü yapmış ve zorbalığı insanlığın, uygarlığın ve siyasal rejimlerin kendilerini yenileyip değiştirmesinde en önemli etken olduğunu savunmuştu. Mussolini de, Sorel’i izleyerek korkunun ve insanda korku yaratan kuvvetin yüce ahlak değer taşıyan tek şey olduğunu savunmuştu.

Bütün aksaklıklarına ve eksikliklerine rağmen demokrasiler, yani açık rejimler, çoğulcu ve özgürlükçü nitelikleriyle, insanların korkudan uzak yaşadıkları tek sistemdir.

Uzun yıllar boyunca kuvvet ve korku geleneğini siyasal yönetim biçimi olarak kabullenmiş toplumlar, sonraları modernleşme ve yenileşme süreci içine girmiş olsalar da dışardan hazır elbise gibi aktarma olduklarından vücuda oturmamaktadır.

Evet, bugün yanı başımızdaki coğrafyada yaşananlar bunların bir örneğidir. Zorbalar tarafından bastırılmış, korkutulmuş ve sindirilmiş toplumlar silahı ve gücü elinde bulunduran itede, otada boyun eğmiş gözükmekte. Özgürlük denilen kavramların içi boşaltılmış. Hukuk, yukarıda bahsettiğim acı kuvvete karşı bile bireyleri savunan koruyan araç olmalıyken, taraf olabilmektedir.

Eğer bu sistem doğru işlemezse devreye ilahi adalet ve yaratıcı kavramına sığınmak, yani;  “sizleri Allaha havale ediyorum. Hakkımı helal etmiyorum. “ gibi söylemler gelişmekte. İslam adına bu kadar masum olmayanlar da var tabiikîde. İslam’la asla bağdaşmayacak olan canlı bomba uygulamaları, kafa kesmeler vs.

Diğer tarafta kişide böyle bir düşünce, terminoloji olmayıp protesto haktır, meydanlar bizimdir, cam çerçeve indirmeden de hak savunulur denilebilir ve terörizme dönüşmediği müddetçe uygulanabilir.

İnsanoğlu bazen kibir, bazen kin, bazen de çıkar uğruna çevresine kan kusturmakta ateş saçmakta.

Neden, niçin, değer mi?

Sorularının cevabı insanın çok yakınında, ayaklarının altındadır.

Yeryuvarlağı büyük bir kitap gibi ayaklarımızın altında duruyor. Biz bu kitabın en son sayfasındayız. İlk yaprakları çok derinde; kinleri, nefretleri, çıkar ilişkileri ve pişmanlıklarıyla…

” Keyifli ve güvenli uçuşlar da RTE RİZE HAVALİMANI’ nda görüşelim.

Saygılarımla,

@bozturk53

Mustafa Barış ÖZTÜRK  -Matematik Öğretmeni              bozturk53@gmail.com

HABER BİLGİLERİ
Bu haber 17 Haziran 2014, 09:14 tarihinde Köşe Yazarları, Yazar 16 kategorisinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Haber 140 Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
facebook Twitter Frienfeed Twitter Google
ETİKETLER
YORUM YAZIN
Benzer Haberler
MbTasarıM
MUHLAMA KARADENİZ MUTFAĞI
Yazarlarımız
KARADENİZ VİRA FACEBOOK
Resim Galerisi
PUAN DURUMU