Köşe Yazılarım

Dünya Başkenti İstanbul

Dünya cenneti  Rize’mden ayrıları tam üç gün oldu.

Rüya kent dünya başkenti İstanbul’dayım.

Cennet diyardan bu muhteşem şehirde olmak bambaşka bir durum.

Bu şehrin trafik sorunu olmasa dünyada eşi benzeri olmayacaktı. Trafik gerçekten çok sıkıcı.

Hiç bir yeri yok ki, trafikle boğuşmasın. Adeta adım atamıyorsunuz.

Ve İstanbul’un bu derdine çare aranmadığı en kötü dönem bu dönemdir.

Hiç bir şey yapılmamış bu anlamda. Hemen hemen her sene bir kaç kez geliyorum. Değişen hiç bir şey yok. Değişen tek şey daha kötü bir trafik.

İktidar hırsı bu şehre vurulan bir pranga.

Kabul etmek gerekir ki, geçmişte yapılanlar olmasa toplu göçler olması kaçınılmaz olacaktı. Çünkü bu şehri yaşamaz kılan ulaşım sorunudur. 20 Milyona yaklaşan devasa nufüsü yönetmek zor iştir.

Türlü yolsuzluk, türlü siyası hezeyanlar, türlü hesaplar bu dev kenti perişan etmiş durumdadır.

Bir gün bir yere gitmek isteseniz, zamanınız bir mengenede sıkılmış gibi eriyip gidiyor. Bu çile katlanılır gibi değil.

Bu şehre bir çok başkan devasa yatırımlarla, harika işler yapmışlar. Fakat bu iki dönem hiç bir şey yapılmamış ve yazık edilmiş bu kente.

“Her şey güzel olacak” diyenler, her şeyi berbat etmişler.

İstanbul’un bende bıraktığı intiba bu değerli okuyucularım.

Gönül istiyor ki, madem bu rüya kentteyim, birilerine gideyim ziyaret edeyim, Rize’mizi değişik guruplarla tartışayım, birileri ziyaretime gelsin, yine Rize’yi konuşalım.

Hele hele Samsun’dan Sarp’a tren yolu için Cumhurbaşkanımızın verdiği sözü tartışalım, o heyecanının buralarda nasıl yansıdığını göreyim.

Maalesef bu imkan burada yok. Her yerine üç beş dakikada ulaşabildiğimiz Rize’mizi özlememek mümkün değil. Burada bir iki hafta kaldıktan sonra Başkentimiz Ankara’ya gideceğim. Ankara nispeten trafik anlamında sorunsuz bir kent. Orada umarım yukarıda dediğim manada görüşmeler yaparım.

Kalın sağlıcakla.

Baki Selam ve Dua ile…

20-10-2025 12:23

 

Dünya Başkenti İstanbul (2)

İstanbul’a gelişimin onuncu günü!

Her yer ülke siyaseti gibi!

Dargın caddeler, yoğun trafik, bezgin insanlar.

Her yer beton oldu diyenler!

İlk betonu yapımı devam eden metro tünellerine dökmüş!

Çukurlara dökmeyi akıl edememiş!

Savcı “casusluk var” demiş!

Hakim karar vermiş, kelepçeler yenilenmiş!

“İstanbul nimet, nimet” diyen, mahpushane niyetine demiş!

Bu ne cüret? Nasıl olmuş meret?

Aday olur seyret!

Pencere dar, tencere boş diyorlar!

Cafeler, restoranlar tıklım tıklım.

Dikiş tutmuyor cepkenin, cebin,

Değişiyor iklim, kilim varsa getir kilim.

Halim, selim, varmıyor dilim!

Söyleyeceğim lal olmuş dilim!

Vurdum eski mahalle yoluma, bir tanıdığım çıktı karşıma!

“Nerdesin bunca zaman. Göremedik sizi”

Benim yüreğimde derin bir sızı!

Kalmamış arkadaşlığın dostluğun izi!

Açtım kontağı,

solladım bir kaltağı!

Arabanın altından geldi garip sesler!

Paralar uçtu gitti daraldı nefesler.

Bakı selam ve dua ile…

28-10-2025

 

Dünya Başkenti İstanbul (3)

Sporda hesap zamanı! Yüzlerce hakem bahis işine bulaşmış. Futbol mafyası demek ki bu kumarbazlarmış.

10.000 kez bahis oynayan kendini kaybetmiş kumarbazlar futbolumuzun içine etmiş tabiri caizse!

Futbol geçmişimizin geriye doğru dizayn edilip şampiyonlukların, kümeye düşmelerin hesabı sorulabilecek mi?

Uzun bir zaman dilimini kapsadığından böyle bir durum olacağını zannetmiyorum.

İtalya örneğinde olduğu gibi temiz eller hareketi başlatılabilecek mi?

Bir zannetmiyorum da buraya yapıştıralım.

Ve uzun adımlarla Rizespor’a gelelim. 10 maçta alınan 10 puan! Takım olma adına yapılan hiçbir şey yok!

Hocaya saldıranlar gibi düşünmüyorum. Fakat hoca da kırdığı cevizleri saydırıyor yani! Klişe beyanatlar, birbirinin tekrarı cümleler, ne şiş yansın ne kebap!

Her takımın bir futbol aklı, bir takım oyunu var genellikle.

Rizespor’da bunu görmek mümkün değil. Kaos futbolu oynuyor, zaman zaman amatörce hareket ediyor, ilerisi için hiçbir umut vermiyor!

Samsunspor maçında bunu gördük. Direkler müsaade etse berbat bir sonuçla karşılaşırdık!

Para derdi olmayan, borçsuz olduğu söylenen bu kulübün ne zoru var sormadan edemiyorum.

Bahis mafyası mı yapıştı yakamıza?

Bir ileri, iki geri futbolunun izahı yok.

Flaş galibiyetlerinin altında bir bit yeniği aramam, fakat içime kurt düşmüyor da değil.

Zaman zaman veya her zaman iki pas yapamadan geçen çok uzun zamanlar ne ile izah edilebilir?

Kasıt yoksa, ihmal vardır, yöneticilerin eksikleri vardır, hocanın büyük hataları vardır.

Hocayı göndermek isteyenlere katılmadığımı söyledim. Fakat 10 maçta alınan 10 puan bizi ligin dibine postalar. Bunu görmemek için kulakları sağır, gözleri kör olmak lazım.

Bir on maç daha etti 20 puan, bir on maç daha etti 30 puan. Düşmek için bela mı arıyoruz, nedir anlamadım!

Bu takım 3 puanla ne zaman tanışacak? Sahamızda oynayacağımız maçta güzel futbol, kimliği olan bir takım oyunu ve 3 puan bekliyorum.

Olmazsa her şey dahil tarifesine müracaat edilmelidir.

Baki selam ve dua ile…

Metin Topçu

30 Ekim 2025

 

Dünya Başkenti İstanbul (4)

Derbiler haftası kıyasıya mücadeleye sahne oldu. Önce Galatasaray Trabzonspor’la 0-0 berabere kaldı, Pazar günü Beşiktaş sahasında Fenerbahçe’ye 3-2 yenildi. Galatasaray ligin her bakımdan aslanı. 5 puan açmış arayı. Her maçta ligi daha da forse etme şansı var. Fenerbahçe ayağına gelen fırsatı tepmedi Beşiktaş’ı sahasında yendi, lig yarışında bşr adım önde. Trabzonspor, Fatih Tekke ile bir çıkış yakalamış, devamını diliyorum. Samsunspor Zirve yarışında başarılı sonuçlar almaya devam ediyor ki, kupa maçları var, Avrupa maçları var. Trabzonspor Avrupa’da yok. Bu avantajı.

Pazartesi günü Rizespor evinde lig sonuncusu Karagümrük’ü 1-0 yendi, puanını 13’e yükselti. Süper Lig iki ana guruba toplanmış gibi. Derece yapmak için

hedefi olanlar, düşmemek için mücadele edenler.

Bu manada puan cetvelini incelersek Rizespor orta sıraların hemen üstünde yer alıyor. Düşme hattında olanların 8, Rizespor’un 13 puanı var. Düşme hattı demoklesin kılıcı gibi başımızın üstünde dolanıp duruyor.

Son beş haftada alınan iki galibiyet, iki beraberlik ve alınan bir mağlubiyet var.

Ligin yarısından fazlası düşme hattı menzilinde olduğundan eleştirileri hesaplı yapmak, teknik heyet ve futbolcuların moralini bozmamak gerektiği görüşündeyim.

Seyirci oynanan oyundan haz almıyor. Açıkçası ben de çok sıkılıyorum, rahat edemiyorum Rizespor’u izlerken!

Bir kere hocaya bazı futbolcular seyircimiz kadar öfkeli. Final paslarını sanki kasten yapmıyorlar! Böylesine önemli bir maçta bu kadar pas hatası olur mu?

Çok kısır bir futbol oynuyoruz. Ataklarımız rast gele. Duran toptan 82. Dakikada bulduğumuz gol, idama giden yolu tıkadı. Yoksa başımıza çok kötü şeyler gelebilirdi.

Alınacak bir üç puan bizi kaosun tepesine çıkarmaya yetecek. Rahatlayacağız.

11 maçta alınan 13 puan yeterli mi? Asla değil. Rizespor’da bir şeyler iyi gitmiyor.

Umarım kısa zamanda bu aksaklıklar giderilir ve özlediğimiz Rizespor’u seyretmeye başlarız

İstanbul’dan baki selam ve dua ile…

04-11-2025

 

Dünya Başkenti İstanbul (5)

,Yaklaşık 20 gündür İstanbul’dayım. Salı günü nasipse Ankara’ya uçacağım. Orada bir hafta kaldıktan sonra ver elini Rize.

Çocuklarım beni rahat ettirmek için adeta çırpındılar. Allah hepsinden Razı olsun. Bütün sevdiklerime aynı güzellikleri temenni ediyorum.

Gündeme dönersem Rizespor’dan başlamak istiyorum.

Oynadığı futbolu beğenmiyorum. Defansta birkaç oyuncu ve kaleci arasında maç boyunca yaşanan tekrarlar oyunu seyredenleri fıttırma noktasına getiriyor. Bu kısır döngüden çıkacağı zamanı merak etmiyor değilim. Bir de gol attıktan sonra ki pasif oyunu yiyeceği gol veya gollere davetiye çıkardığını belirtmeliyim. Gazantepspor ligin flaş ekiplerinden biri. Bu takıma karşı oynayacağınız oyunda 2. Dakikada gol yerseniz o maçın sonunu lehinize bitiremezsiniz. Maalesef Rizespor kritik maçlarda bu durumu her zaman yapıyor.  Böylesine önemli bir maçta 2. Dakikada gol yemenize rağmen 59 dakikada 2-1 öne geçiyorsanız herkesi ters köşe yapacak bir büyük başarı yakalamanız olasıydı. Ancak yine telaş futbolu bize o şansı tanımadı. Maç  2-2 berabere bitti. Yapacak bir şey yok.

14 puanla ligin yarısının bir tık üstündeyiz. Yine arkamıza yaslanıp bir maç seyredemeyeceğiz.

Neyse… Rize günlerinden biraz bahsedeyim. Rize günlerinde Rizeli sanatçılar, Rizeli esnaflar, dernekler, gelenek ve göreneklerimizi öne çıkaran kişileri İstanbul’da yaşayan Rizelilere, diğer vatandaşlarımıza sunmanız gerekir. Bunu yaparken para üzerinde oynamak sık olmuyor. Orada olması gerekenler ne pahasına olursa olsun bir şans bulmalı idiler. Ama yine yakınmalar eleştiriler bu yönde olunca kısır döngünün kırılmadığını gördüm.

Zaten İstanbul’da veya diğer vilayetlerdeki derneklerimizin Rize ile ilgili bir dertlerinin olmadığını maalesef müşahede etmiş bulunmaktayım ve bunu zaman zaman dile getirmişimdir. Kişisel gelişmelerini ön palana alan, Rize ve Rizelilerle ilgili meselelerde ortalıkta gözükmeyenlerin bu oluşumlarda değişerek başkan olmaları beni üzüyor. Kimi tur operatörü gibi, kimi kişisel gelişim uzmanı. İkisi de benim için yok hükmündedir. Bir durumu önemli gördüğümü belirteyim. Dernekler kolay yönetilmiyor. Zor iştir. Hele onu hemşerilerinizin çıkarına kullanmak daha da zor bir iştir.

Mesela bu kadar sayıda ve bu kadar üyesi olan derneklerimizin Rize’nin vizyonuna, misyonuna, ihtiyacı olan başarılı öğrencilere verdiği burslarla katkıda bulunduklarına şahit olmadım. Sevincimize, üzüntümüzde yanımızda olmalarını sağlayacak adımları atmalarını bekliyor, hepsine başarılar diliyorum.

İstanbul’dan baki selam ve dua ile…

09-11-2025 16:35

 

Hiçbir Şey!

Hiç: Boş, değersiz, önemsiz olan şey veya kimse!

Zarf Olumsuz yargılı cümlelerde fiilin anlamını pekiştiren bir söz

Soru cümlelerinde belirsiz bir zamanı anlatan bir söz

Bir soruya açık bir cevap verilmek istenmediğinde cevap cümlesinin başına getirilen bir söz

Hiçbir : Bu kelime, “bir addan önce getirilerek o adın bildirdiği varlıktan bir tanesinin bile olmadığını anlatan bir söz” anlamına gelir.

Bir şey!

Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, genellikle belirsiz anlamda söylenen bir söz. Kararsızlık ifade biçimi.

Nesne, madde

(Günlük dilde) Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim.

Düşünen bilincin konusu olabilen, gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan herşey. Bu anlamda: düşünce nesnesi!

Kişiye karşıt olarak: Bilinçten yoksun varlık.

Gerçek olan, bilincin dışında, kendi başına var olan tek nesne!

Böyle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı söz diye de anlaşılır.

Duyularla kavranabilen cisimsel nesne.

Zurnanın zırt dediği yer!

Hiçbir Şeyy!

Hiçbir şey! Hiçbir şey” ve “hiç bir şey” ifadeleri arasında önemli bir fark vardır.

“Hiçbir şey” ifadesi bitişik yazılırken, “hiç bir şey” ayrı yazılırsa dil bilgisel hatalara yol açabilir. “Hiçbir şey” ifadesi, bir şeyin hiçbir şekilde var olmadığını veya mevcut olmadığını vurgulamak için kullanılır.

Geziyorum, Dolaşıyorum, Yuvarlanıyorum.

Hiç.

Ziyaretler yapıyorum:

Hiçbir!

Umutlanıyorum!

Hiçbir Şey!

Bakı selam ve dua ile..

Metin Topçu

14.11.2025 Ankara

 

Heyet Başarılı Olacak Mı?

Rize Artvin Havalimanı’mızda 2024 yılında 1 milyon 101 bin 475 yolcuya hizmet verildi.

2025’in ilk dokuz aylık döneminde ise havalimanında toplam 856 bin 186 yolcuya ulaştı. 2024 rakamlarını geçmemiz, Türkiye’de hava yolu ile taşınan yolcu sayıları artış hızına ulaşmamız zor görünüyor.

Dikkatli okuyucumuza teşekkür ediyorum. Fakat bizim çabamızın daha iyi noktalara gelmek olduğunu da bilmesini isterim.

Bu manada  Rize’den İstanbul’a THY genel müdürüne yapılan ziyaretin başarılı olup olmadığını 2025 sonunda anlayacağız.

Benim iddiam şudur. Sefer sayıları ve saatlerinin uygun olması halinde bu rakamların pik seviyelere çıkacağı yönündedir. Türkiye’de mvcut havalimanları arasında Rize Artvin hava limanının bütün olumsuzluklara rağmen 14-15 inci sıralarda yer bulması büyük bir gurur kaynağıdır fakat yeterli değildir. 700-800 bin yolcumuz başka hava limanlarını kullanıyor iddiasındayım. Ve buna ısrar ediyorum. Açıkça bu seviyeyi yeterli bulmuyorum. Turizminden başka kurtuluşu olmayan Rize’mizin bu imkanı çok iyi değerlendirmesi gerektiği düşüncesindeyim.

Bütün sahalarda görünmez bir el Rize’nin kabuğunu kırmasını, diğer vilayetleri yetişmesini egellemeye yönelik girişimlerde bulunuyor.

Açık ve net bir durum bunu göstermektedir. Türkiye’de 81 vilayetten sadece 4’ü birbirine bölünmüş yollarla bağlanmamış. Bu 4 vilayetten biri Rizedir. Rize Erzurum bölünmüş yolu 2012 de temeli atılmasına rağmen halen bitmemiştir ve bitmesi bu hızla yılları alacaktır. Cumhurbaşkanın baba ocağının bu 4 vilayet arasında olması beni çok üzmektedir.

Yetkililerin, en başta sayın vekillerimizin uykularının kaçması gerekmektedir. Karayolu ulaşımında zaten sadece iki koridorumuz vardır. Biri Doğudan batıya, diğeri Kuzeyden Güneye… Doğu batı ulaşımımız yapılmıştır.  Benim bahsettiğim kuzey güney bağlantısı, Rize Erzurum bölünmüş yolunun acilen yapılmasıdır.

Rize kabuğunu kırması için çok daha etkili girişimlerde bulunması gerekmektedir.  Bütün haksızlıkları boşa çıkaracak bir çabanın içersine girmesi,siyasi gücünü sonuna kadar hakkını alma noktasında kullanması lazımdır.

Rize aklın hayalın almadığı muazzam yatırımlar almıştır. Ovit Tünelleri, Lojistik liman, Rize Artvin havalimanı, Rize Şehir Hastanesi eski parayla katrilyonluk yatırımlardır. Bu sayede gelişmiş illerin arasına katılması an meselesidir.

Bu nedenle yetkililerimizin gecesini gündüzüne katıp, yaşanan eksikleri girmesi ve çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmamızı sağlamaları lazımdır. Kolay değil fakat imkansız hiç değildir bu saydıklarım.

Ankara’dan baki selam ve dua ile…

17-11-2025 12:56

 

Çözüm Mecliste Mi?

Bilindiği gibi Çözüm Komisyonu, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda TBMM bünyesinde kurulmuş ve 51 üyeden oluşan bir komisyon olarak faaliyet göstermektedir. Komisyonun amacı, terörün kalıcı olarak sona erdirilmesi, toplumsal uzlaşının sağlanması ve hukuki düzenlemelerin belirlenmesidir.

Bu bağlamda atılacak adımları belirleyecek olan komisyon Terörist başı ile görüşme iradesini ortaya koydu. İmralıya gitme kararı aldı.

Bunun öncesinde

PKK, sözde silahlı güçlerini Irak’ın kuzeyinde yer alan Zap alanından çektiğini açıkladı. Örgüt, “atılan bu yeni adımın Türkiye’de barışın ve demokratikleşmenin hizmet edeceğine inandığını” belirtterek yaptı. Mayıs ayında kendini feshettiğini duyuran örgütün bu açıklaması, “Hareket Yönetimi” imzasıyla yayımlandı. Terör örgütü PKK, 26 Ekim’de yaptığı açıklamada silahlı güçlerini Türkiye’den çekmekte olduğunu duyurmuştu.

Bu aşamada Meclis üyelerinden oluşan komisyon İmralı’ya gitme kararı aldı. CHP bu adıma katılmayacağını ilan etti.

Oy kaygısı Özgür Özel’in büyük bir yanlışa imza atmasına sebep oldu. Demokratikleşme adımlarına katkı vermeyeceğini, terörsüz Türkiye gayretlerine uzaktan bakacağını ilan etti bir bakıma!

Özgür Özel’in, temelinde Yahudi, Ermeni, batı emperyalizmi organizasyonları olan acımasız PKK, bir şekilde tamamen ortadan kaldırılması için gelinen aşamaya destek vermek gerektiği görüşündeyim. Bu katiller sürüsü bir şekilde ülkemizin gündeminden çıkarılması gerekmektedir.

Kahraman güvenlik güçlerimizin PKK’yı bitirme aşamasına getirdiği bir durumda bu sürecin diğer mafiller tarafından önümüze konulmuş olması elbette düşündürücüdür. Fakat bu ülkemizin de işine gelmektedir. Prangalarından kurtulmuş bir Türkiye çok daha güzel ufuklara açılacaktır.

Kürt vatandaşlarımızın kahır ekseriyetinin uygulanmaya çalışılan süreçten yana olduklarına hiç şüphem yoktur.

Bu duruma üzülen yahudi ve Ermeni dönmeleridir. Onların dümen suyunda kararlar almak hiç kimseye bir şey kazandırmayacaktır.

On binlerce şehit veriğimiz bu mücadelenin sona ermesi kimleri neden rahatsız eder? Bu sürece katkı vermek yerine, dışında kalmaya çalışmak hangi mantikla izah edilebilir?

CHP her zaman ülke gündeminden, milletin gündeminden uzak duran bir hareket haline dönüşmüştür ve bu şekilde ömrünü sürdüremez.

Mesele vatandır. Baldıran zehri de olsa içmek gerekiyor bazı zamanlarda!

Kenarda durmak bile suçtur. Tam ortasında yer almalı çözüm isteyenler.

Ankara’dan baki selam ve dua ile…

22-11-2025 19:04

 

Siyasetimize Musallat Olanlar

Siyaset, ekonomi, sosyal hayat, iktidar, devlet karmaşık ilişkiler ağından oluşur. Her bir olayda farklı dinamikler, onlarca çelişkiler mevcuttur. Siyasetin belirleyiciliği ile siyaseti belirleyen nesnel koşulların sınırları öyle tek tek kişilere, tek bir olaya bağlı olamaz.

Tarih ve siyaset ne yazık ki hala komploculukla, üst akılla, projecilik bakış açılarıyla değerlendiriliyor. Fakat siyasetimizin dışarıdan da organize edildiği de yadsınmaz.

İyi Parti kuruldugunda ortalığı parti Başkanı Meral Akşener’in yeni proje için seçildiği ve İyi Parti’nin de bir proje partisi olduğu açıkça görünüyordu.

Türkiye, Erdoğan’la liderini buldu. Bu lider Türkiye’nin emperyalizme bağımlılığına son verme mücadelesi yürütüyor. Bağımsız ve bölge siyasetinde söz sahibi olan bir Türkiye, emperyalistlerin işine gelmiyor.

Bu projenin sahibi ABD, İsrail ve Avrupa. Bunlar Erdoğan’ın, dolayısıyla Türkiye’nin düşmanları.

Türkiye bir milli mücadele veriyor! FETÖ ile yapamadıklarını Akşener ve partisiyle yapacaklardı. 2019 yılında cumhurbaşkanlığı seçimi vardı. Yüzde 50 artı bir oy alan aday cumhurbaşkanı/başkan olacaktı. Proje sahiplerinin bütün çabası Erdoğan’ı seçtirmemek üzerine kurulu idi. Bunun için Erdoğan’ı destekleyen MHP’den oy koparmak ve kararsız çevrelerden oy alarak anayasa referandumundaki “hayır” kesimine destek sağlamak yoluyla Akşener’e parti kurduruldu.

Bu iddiaların içerisinde tek gerçek, İyi Parti’nin AK Parti-MHP ittifakından oy koparacak olmasıydı. Zaten bu nitelikte yeni bir parti kurulunca, bu partinin içinden çıktığı veya yakın olduğu diğer partilerin seçmen tabanından oy alması nesnel bir durumdur.

Erbakan’ın Fazilet Partisi’nden başta Erdoğan, Gül gibi ileri gelen kadroları AK Parti’yi kurduğu zaman da birçok çevre tarafından bunun bir proje partisi olduğu söylendi. Fakat İyi Partinin kuruluşu bu duruma benzemiyordu.

Kimi İslamcı ve milliyetçi çevreler yükselen İslami trendin önünü kesmek, milli hamleci Erbakan’ı bitirmek, İsrail’in güvenliğine hizmet etmek için, kimi ulusalcı çevreler ise Atatürk Cumhuriyeti’ni boğmak için AK Parti’nin ABD ve İsrail tarafından kurdurulduğu söylendi.

Fakat bu sav tutmadı, Erdoğan ülkeyi bir çok bakımdan batının hiçte istemediği bir noktaya getirdi.

Erdoğan etrafımızı saran ateş çemberinde bir barış adası yaratmayı başardı. Çözümün adresi oldu ülkemiz. Afrika açılımı, Rusya Ukrayna savaşında takındığı durum, ülkemizin savunma sanayiinde ve diğer alanlarda kaydettiği başarılar batıyı kurduğu tuzağa düşürmeye yetti.

Terörü bitiren, şimdi örgütünü de ülke gündeminden çıkarmaya çalışan bir siyasi hareketle karşı karşıyayız.

Terörü ülkelerinin gündeminden çıkaran ülkeler, İspanya, İngiltere hangi usullere baş vurduysa ülkemizde bu meselede o şekilde davranacaktır. Yaraya tuz basmak, baldıran zehri içmek pahasına!

Kurulan her komplo gibi bunu da ülke gündeminden çıkaracak gelişmeler olacaktır evel allah.

Ankara’dan Bakı selam ve dua ile…

24-11-2025 15:13

 

 

Acilen Temiz Eller Operasyonu

Rizespor son oynanan Fenerbahçe maçında bir kez daha yüzümüzü kara etti, yerlerde süründürdü, rezil etti, kepaze etti bizi, Türk futbolunu!

İlk yarıyı 2-0 önde kapayan takımın bir anda içi dışına çıktı, ne olduğunu anlayamadan 5-2 yenildi.

İlhan Palut açıklamasında 5-3-2, yok kırmızı karttan sonra 5-3-1’ e döndüğünü anlattıp durdu.

Rezalete kanıt bulmaya çalıştı, sarı kartlı oyuncularla dibine kadar gidip mağlubiyete çanak tuttuğunu gizlemeye çalıştı. İnatla ağzı burnu kan içinde kalıncaya kadar oyuncu değiştirmedi!

Kaç senedir asansör takım unvanı vardı. Onu hatırlatan bir mantikle veya başka başka şeyler işte!

Bu ne biçim vurdum duymazlık, bu ne biçim futbol aklıdır anlam vermek mümkün değildir!

Milli takımımızın dünya devi İspanya karşısında uyguladığı takdiği görmedininiz mi?

İkinci yarının on dakikasından sonra bu rezalete neden imza attınız murdarlar kümesi?  Rize seyircisini, taraftarını yurdun her yanında ağlatmaya ne hakkınız var?

Hakkımız haram olsun size! Yönetim teknik direktörün dediği her şeyi yaptı. Borcu olmayan nadir takımlardan biridir Rizespor. O nedenle teknik direktör istifa etmelidir. Böyle bir rezalet dünyada görülmemiştir.

Galatasaray Fenerbahçe arasında geçen ve anlamsız bir mücadeleye dönen ligimizde hakemlerin, futbolcuların, kulüp yöneticilerinin bahis oyunlarından soruşturma geçirdiğini biliyoruz.

İtalya  futbolu bütün takımlarını en alt kümeye postaladığı dev bir cezalandırma ile temizlendi.

Temiz Eller Operasyonu hemen ve acilen Rizespor’a da başlatılmalıdır. Futbolumuzdan bu kara leke temizlenmelidir.

Bir devrede 5 gol yemek ne demektir? Yedekleri çıkarsanız bir devrede 5 gol yemez, utanır arlanırlardı!

Sizin ne meşin suratınız var!

Biz, gurbet ellerde yüzümüz renkten renge girerken, siz nerelere yamanıyordunuz?

O nedenle bu ur, bu kanserli hücre kesip atılmalıdır. Ölüm kaçınılmaz bir sondur. Çare ameliyatsa bu hemen yapılmalıdır.

Uzatmaya gerek yoktur. Oyun içinde varını yoğunu ortaya koyan dürüst futbolcularımızı tenzih ederim fakat bu işte öyle küçük değil büyük, çok büyük bir bit yeniği var!

Aslanlar gibi bir ilk yarı, gardı düşen, art arda yediği yumruklarla ağzı burnu kan içinde kalan  pespaye bir takım ikinci yarı!

Teknik direktörün hemen istifa etmesi gerektiğini bir kez daha üstüne basarak vurguluyorum!

Utanın eğer yüzünüz varsa ve hemen istifa!

Ankara’dan baki selam ve dua ile!

25-11-2025 11:29

 

Ankara Günleri

Kısa sürelerle her sene İstanbul ve Ankara’da olurum. Torunlar, eş dost, arkadaşlarla buluşmalarım zamanın mengenesinde sıkılır durur. Su gibi akıp gider bazen. Bazen de geçmek bilmez.

Buralarda gündem daha dolu, daha girift.

Şu sıralar CHP’de kongre heyecanı var. CHP Genel başkanı eskileri tasviye edeceğini açık eden bir açıklama yaptı. Aylar öncesinden CHP’nin yol ayrımında olduğunu yazdım. Hatta bir bölünmeden bahsettim. Bu savımı doğrular nitelikte girişimlerin olacağının işaretlerini Özgür ÖZEL vermiş oldu bana göre. CHP içinde azımsanmayacak  bir güç odağı Kılıçdaroğlu bu gelişmeler karşısında silinip gidecek mi, yoksa savaşa karar verip mücadele bayrağını açacak mı?

Siyasi tarihimizde partilerinden ayrılanların hiçbiri başarılı olamadı. Bütün örnekler silinip gittiklerini işaret ediyor. O nedenle CHP’den ayrılıp başka bir mücadeleye girenlerin başarı sansı bana göre sıfırdır. Fakat işaretler bu parçalanmanın deneneceği yönündedir.

Diğer yandan bu yola tevessül edenlerin, edecek olanların aylar öncesinden tasviyesine başlanmıştı. Birikimine, parti için gücüne bakılmaksızın hemen hemen bütün ağır toplar kovalanırcasına partiden ihraç ediliyor. Kongre ile bu daha net bir şekilde görülecektir.

CHP İmamoğlu tasallutundan kurtarılamaz. Dağdan gelen bağda olanları esir almış, kovulmalarına vesile olmuştur.

Yargı süreci devam etmektedir. Savcılık, “örgüt lideri” olduğunu savunduğu İmamoğlu’nun, mali nitelikli suçlarla zenginleştiğini ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) ele geçirdiğini savunuyor.

Mahkeme Ekrem İmamoğlu’nu suçlu bulursa akıllara ziyan bir ceza söz konusudur. CHP’nin bu günkü Genel Başkanı Özgür Özel bir nevi değil, ol orta eş başkan gibi davranıyor, İmamoğlu’nun bir dediğini iki etmiyor.

Net iki yol var. İmamoğlu isnat edilen suçlarla ceza alır veya serbest kalır. Ceza alacağı savıyla hareket edenlerle, “hayır bu siyasi bir davadır, ceza almaz” diyenlerin mücadele şekli CHP’de yaşanacakların iki önemli unsurudur.

CHP bu duruma bağlı olarak ya bölünüp parçalanacak, ya iktidarın alternatifi olacaktır. Bu zor ikilem kurultayda ortaya çıkacak durumla doğrudan ilgilidir.

Gelimlerin ülkemiz yararına olması en büyük dileğimdir. İktidarları en doğru yola getiren muhalefettir.

Muhalefetin milletin istek ve dileklerine çözümler getirmesi ülkenin yararınadır.

CHP’de yaşananların bu doğrultuda geliştiğini söylemek imkansızdır. Aylardır bir kişinin var olup, yok olmasına odaklanması ülkemiz için büyük bir kayıptır.

Ankara’dan Baki selam ve dua ile…

29.11. 2025

 

Şehir Hastaneleri Muhteşem

Rizede “Ameliyat” dediler aldirmadik seyahate çıktık.  İstanbul ardından Ankara’ya geldik. Ankara Bilkent Şehir Hastanesine yolumuz düştü. Şimdi detaylı araştırma yapılıyor, safra kesesinin alınıp alınmayacağına karar verilecek. Bunun için endoskopi, ardından safra kesesine son olarak bakılacak. Kuyumcu hassasiyetinde modern cihazlar, 5 yıldızlı bir konforla işlerimizi takip ediyoruz. Ben hayatımda böyle muhteşem bir hastane görmedim…

Turgut Özal’a alabildiğine bir rahmet okudum.. Ne ilgisi var Şehir Hastanesi ile derseniz, bende o meşhur sözünü yaparım… “Sol cenah ne diyorsa tersini yapın” demişti Rahmeli!!!

Bu hastaneyi gördükten sonra ülkemin ne kadar ileri gittiğini anladım.  Meğer bu muhteşem hizmeti hazmedemediler. O cenahin    aklını başından alan bu başarı modern dünyanın ilgisini çekmiş olacak ki ” nasıl başardınız” diye Sorularla geliyor, bize yardımcı olun diyorlar ve haklılar. Binlerce hastanın oluk oluk aktığı bu hastanede işler o kadar mükemmel yürütülüyor ki, şaşar siniz. Hiç bir yerinde hiç bir aksama yok… Saat gibi.

Milletimiz ufkunun fersah fersah gerisinde olan o cenah milletimizin yolundan çekilsin Allah aşkına!

Çekilsin Allah aşkına ki, çorba parası isteyenleri, kimsen yok mu diye rüşvet almak için sitem edenleri hatırlatamayim. Hatırlamayım sıra kuyruklarını, ezane çilelerini hatırlayıp imandan dinden cikmayayim… Alnı geride özürlüler, gelin bu hastanenin bütün personelinden, milletimizden özür dileyin…

Ankaradan baki selam ve dua ile…

01-12-2025 20:30

 

Şehir Hastaneleri Muhteşem (2)

Genellikle büyük şehirlerimizde yapılan Şehir Hastaneleri eleştirilere konu olması üzerine düşünülmesi gereken bir konudur.

Şehir hastaneleri Sağlık Bakanlığının diğer hastanelerinden vatandaşın hizmet alması açısından hiçbir farkı olmayan hastanelerdir. Bu durumu belirterek yazıma devam edeyim.

Şehir hastaneleri gündeme geldiğinde her zaman olduğu gibi “yapılmasın” diyenler ortalığı velveleye verdiklerini biliyoruz.

Bütçe kısıtları/sınırlılıklarını aşma ve ilave kaynak ihtiyacı sağlama” diye gerekçelendirilerek Kamu Özel Ortaklığı modeli ile yaşama geçiriliyor.

Ne dediler, muhalefet olaya nasıl bakıyor?

Bir iki örnekle dile getirelim:

“Kamu-Özel İşbirliği modeliyle yapılan Şehir Hastaneleri sözleşmeleri tazminatsız olarak feshedilmeli, kamu zararı belirlenerek sorumlulardan geri alınmalıdır. Şehir Hastaneleri için kapatılan köklü devlet hastaneleri yeniden açılmalıdır. Şehir hastaneleri kamulaştırılmalıdır.”

“1000 yatağın üzerinde aynı modelde yapılan hastane sayısı çok az iken, Türkiye’dekilerin çoğunluğu 1000’in üzerinde”

“Yatak başına maliyet şehir hastanelerinde 924.776 TL ike aynı dönem ülkemizde yapılan özel hastanelerde 269.991 TL. Bir yatır 3 kazan.”

“Yine şehir hastaneleri sınırları içindeki her türlü ticari faaliyet şirkete ait. Otel, benzin istayonu, kafeterya, kantinler, otopark, kreş, ezcane, AVM, aklınıza ne gelirse yani…”

“İnsan sağlığını korumak için değil rant için inşa edilen bu hastanelerin çoğunun temelinde ve yapısında sıkıntı var.”

Bu eleştirilerdeki haklılık payı yapılan modern ve devasa hizmeti gömmeye yetmez. Şehir hastanelerinin ülkemizi sağlık liginde çok yukarılara taşıyacağı aşıklardır.

Birkaç cümlede siyasetten bahsedeyim.

Önce musallat beyin “Ordu’dan neden olmasın” derken yırtılan hançerine tıkanan lokmanın büyüklüğüne Yavuz Ağıralioğlu’nun hafifliği eklenince bize de bir söz düşer. Hele  Rize İl Başkanının sarf edilen mikro milliyetçi hezeyanları izahata kalması, Anahtar partisinin kilitli kapıyı mühürlemesine ne desek?

Yok öyle dediydi, böle dediydi diye neyi aklamaya çalışıyorsunuz. Proje partisi olduğunu, hedefinin Rizeli lideri yerinden etme hırsından deli saçması sözlere ittiğini kör gözler görüyor arttık.

Cümlesi 6’li masa yerine 16’lı masa kursalar ne yazar?

Liderliğin okulu yok.  Yaratılıştan gelen bir özelliktir. Zorlama yöntemlerle o hayalı kuranlar cumhurbaşkanı değil kabzımal olabilirler. Çünkü liderlik çok uzaklarda bu kişiler için.

Kelimeleri makineli tüfek gibi sıralayan, zırvalamaya mahkûmdur.

Ankara’dan baki selam ve dua ile.

04-12-2025 23:07

 

Uraloğlu’ndan İbretlik Açıklama

Basına düşen son yılların en çarpıcı açıklamasını Sayın Ulaştırma bakanı Uraloğlu’ndan geldi.

Haberde “Doğu’da dev bağlantı adım adım tamamlanıyor! Bakan tarih verdi, gözler artık o güne çevrildi!” denildikten sonra temeli 2012 yılında atılan  Rize Erzurum yolu için ulaştırma bakanı Uraloğlu “yapımı süren ve Doğu Karadeniz ulaşımında çığır açacak projede artık sona yaklaşıldığını, tünelin 2026 yılının ilk yarısında hizmete açılacağını” duyurdu.

Haberin devamında “Zaten yaklaşık 7 bin 100 metrelik Kırık Tüneli’ni de bitirdiğimiz zaman önümüzde çok bir engel kalmamış olacak. Ve bura 196 kilometreyle Erzurum’u en kısa yol olan Ovit geçişiyle, Kırık geçişiyle, Dallıkavak geçişiyle inşallah Karadeniz’e, Rize’ye bağlamış olacağız” dedi.

Bende diyorum ki 2036 da bu yol bitmez! Çarpıtmaya gerek yok. Gerçek budur.

Böylesine önemli bir projenin 13 yıldır neden yapılmadığını, Türkiye’de 81 vilayetten birbirine bölünmüş yolla bağlanamayan sadece dört vilayet olduğunu, bunların ikisinin bu yolla birbirine bağlanacağını unutmuş görünüyor. Cumhurbaşkanına saygısının olmadığını görmemek elde mi?

Cumhurbaşkanımız tarafından temeli bizzat yerinde atılan ender yatırımlardan biri olan bu önemli proje bize göre bir 13 yıl daha bitirilmeyecek.  Çünkü bu yolun en zor kısmı olan İkizdere Ovit arasında, Dallıkavak ve Kırık tünellerinde ihale iptalleri sebebine açıklama getirmeyi bile zul kabul ediyor.

Bize göre yatırımları sadece kendi vilayetine odaklayan Uraloğlu gerçekleri gizleme telaşında.

Elbette bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın bu ve buna benzer bakanları mercek altına almamasının etkisi büyüktür. Böyle insanlara devletin aklı teslim edilmez. Çünkü Sayın bakan manuplasyonla yüksek makamlarını bilerek aldatıyor. Çünkü Ovit tünelinden hayli zaman sonra yapımına başlanan Zigana tüneli, bağlantı yolları ve Trabzon Erzurum arasına çok sayıda tünel bir çırpıda bitirildi. Artvin Erzurum arasına keza çok sayıda tünel bitirildi, hizmete alında ama Rize Erzurum arasında ulaşımda akıl almaz bir kolaylık sağlayacak sadece iki tünel 2025 yılında hala bitmemiş, Ovit tüneli gibi dünyada 5 inci,Avrupada 3. büyük karayolu tüneli bağlantı yolları halen bitirilmemiştir.

Sayın bakanın ulufesine ihtiyacımız yok. Elinden geldiği kadar ertelesin bu yolu. Sayın Uraloğlu kendinden önceki bakanlar gibi davranıyor, bir bölgenin kalkınmasını, ülkenin kalkınmasını bir vilayete mahkum eden zihniyetini sorgulayacak zamanlar da gelecektir.

Dört saatten fazla zaman alan bu ulaşım yolu, sadece iki tünel ve bağlantı yolları bittiğinde, Rize Erzurum arasındaki 13 yıldır yapımı süren bölünmüş yol bittiğinde ,1.5 saate düşecek olan ulaşımın günahı Sayın bakanın ve ondan önceki bakanların boynuna asılacaktır.

Çarpıtmaya, Cumhurbaşkanımızı yanılmaya devam eden Sayın Uraloğlu’nun günah çıkarmasının kendini kurtarmaya yetip yetmeyeceğini zaman gösterecektir.

Devleti aldatanlar, en önemlisi milletimizi aldatanlar o yükün altında ezilmeye mahkûmdurlar.

Ankaradan Baki selam ve dua ile

06-12-2025 16:21

 

İnnahtari Pentedur

Bazen önemli kişiler, bir derece altından olanlar, avamdan bazıları bazen ahkâm keserler.

Olmayacağını bilerek veya bilmeden atıp tutarlar. Düşündükleri faydanın aksine hem kendilerine, hem halkımıza onulmaz yaralar açarlar.

Çay konusu, hesapsız açıklamalar yapılmayacak kadar büyük, çok önemli bir meselemizdir. Bilgisizlik kaldırmaz. Rastgele açıklamalar yarar değil, kesin olarak zarar verir.

Avamdan kabul ettiğim birileri “Çay Kanunu Rize’nin geleceğidir” demiş. Haberin tamamını okumadım. Çünkü hiçbir temel bilgiye dayanmayan, hiçbir araştırma yapmadığı anlaşılan söze bakmam bile. Fakat kamuoyuna deklere edilen “çay” konusu olunca bir şeyler yazma ihtiyacını duydum.

Keza “çayın kanunu yok” dediklerinde itirazlarımı dile getirmiş, Aksine “çayın kanunu var” demiştim.

Önemli kuruluşlarımızın, sivil toplum temsilcilerimizin yıllardır dile pelesenk olmuş önerileri, çay konusu üzerine fikir beyan edişlerini dikkatle takip etmiş ve sonuçta “asla böyle bir kanun meclisten çıkmaz” demiştim. Kanun “racon kesmez” demişim. Onlarca yazımda var bu itirazlarım.

Peki, bunca uğraştan sonra, açıklamalardan sonra, yıllardır bir adım ileri gidebildik mi?

Bir noktada durup “neden “çay kanunu” çıkmadı, “meclisten geçmedi” diye etraflıca düşündük mü?

Düşünmezler. Bir siyasiye, siyasi otoriteye zarar veririm düşüncesi salmaya, atıp tutmaya müsait bir alan. 200.000 binden fazla üreticinin, Rize’de yaşayanların, Artvin’de, Trabzon’da, Giresun’da yaşayan milyonların ekmeği ile oynandığını hiç ama hiç düşünmeden “Çay Kanunu” hakkında ileri geri açıklama yapabiliyorlar.

Basınımızın bu haberlere balıklama atlaması, hemen hemen her konuda olduğu gibi çay konusunda da bir hazırlığının, politikanın olmadığını esefle müşahede etmekteyim.

Neden “Çay Kanunu” çıkmaz?

Yukarıda iki maddesini yazdım, tekrar etmeyeyim. Üçüncü ve çok önemli madde ülkede meri ticaret yasalarına, serbest piyasa ekonomisi kanuni kurallarına tümden karşı bir çay kanunu çıkarılamaz. İlgili bakanlıkların bu kurallara uymayan bir “Çay Kanununa” evet demeleri mümkün değildir.

Hele hele “çay alım ve işleme” işlerinde aklına göre bir görev tanımı yapıp, kendilerine makam ayarlayanların düzenlediği çay kanunu asla ve asla meclisten geçmez, böyle bir kanun çıkartılamaz, olmaz.

Durum böyle olunca bütün girişimler boş bir hayalden ibarettir.

Bugün var olan çay kanunlarının tümden dejenere edilerek bir kenara bırakıldığı uygulamaların çayımızın geleceğini yok ettiğini boşa efor sarf edenlerin görmesi mümkün değildir.

Çayımız üreticilerimize göre altın devrini yaşamaktadır. İsteyen istediği gibi tarladan ürünü satıp, parasını da bir şekilde alabilmektedir.

Bu durum sürdürülebilir olmamasına rağmen maalesef devam etmektedir.

Alanın satanın razı olduğu bir yerde üreticiyi ortadan kaldıracak, ülkenin serbest piyasa kurallarını altüst edecek bir kanunu beklemek hayal ötesi bir durumdur.

Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğünün sıkıntıları vardır. Özel sektörün sıkıntıları vardır. Detaylarına girmeyeceğim. Çünkü her rast gele açıklama çaycılığımıza, üreticilerimize, bölgemiz ekonomisine kesin kez zarar verir.

Baki selam ve dua ile…

10.12.2025

HABER BİLGİLERİ
Bu haber 13 Aralık 2025, 13:32 tarihinde Köşe Yazarları, Küçük Manşetler, Yazar 1 kategorisinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Haber 13 Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
facebook Twitter Frienfeed Twitter Google
ETİKETLER
YORUM YAZIN
Benzer Haberler
MbTasarıM
MUHLAMA KARADENİZ MUTFAĞI
Yazarlarımız
KARADENİZ VİRA FACEBOOK
Resim Galerisi
PUAN DURUMU