NELER OLUYOR BANA AĞAÇ?

10-mustafa baris

Geçenlerde Ankara da Rize günlerinde; Değerli ve yılların politikacısı bir ağabeyimizden Şt adlı şahsa anlattığı bir hikayeyi sizlerle paylaşmakla başlayayım.

“Ulu kavak ağacının yanında bir sarmaşık filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe sarmaşık kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmiş.

Bir gün sarmaşık kavağa sormuş

-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç

-20 yılda, demiş kavak

-20 yılda mı? Yapraklarını sallayarak gülmüş sarmaşık. “Ben 2 ayda neredeyse senle aynı boya geldim. bak!”

-Doğru, demiş ağaç, ”doğru.”

Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında sarmaşık önce üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış.

Sormuş endişeyle kavağa:

-Neler oluyor bana ağaç?

-Ölüyorsun demiş, kavak.

-Niçin?

-Benim 20 yılda geldiğim yere sen 2 ayda gelmeye çalıştığın için.

***

Eskiden her köyün bir delisi olurmuş. (Belki hâlâ vardır) Canı sıkılan köylü, gidip deliyi kızdırırmış.

Kendimi köyün delisi gibi hissettiğim zamanlar oldu, ama son dönemlerde bu duygu durumu sıklaştı. Önüme öyle şeyler geliyor ki, köyün delisi gibi avaz avaz bağırmak istiyorum; “hiç mi izan insaf sahibi değilsiniz” diye.

Vazgeçiyorum tabi ki, köyün delisi değilim çünkü. Kime, neden bağıracağım ki?

Elimde bir kitap var; gazetecilerin el kitabı. Daha ilk sayfalarda bir gazetecinin sahip olması gereken özelliklere bakınca, basınında bu özelliklere sahip, bunları dikkate alarak, yazılı ve/veya görsel basına haber hazırlayan, yorum yapan kaç gazeteci var diye düşünüyorum. Nedir bu özellikler, onları sıralamayacağım isteyen araştırsın bulsun öğrensin. Beni ilgilendiren, gazeteciliğin olmazsa olmazlarından, bağımsızlık, dürüstlük ve çokseslilik ilkeleriyle, profesyonel yaklaşımdır.

Bildiğimiz gibi gazetecilik de “eğitimi” alınmadan, almaya gerek görülmeden icra edilen mesleklerden biri, yani; önüne gelen “gazeteciyim” diye çıkıyor meydana, böylece sapla saman da birbirine giriyor dersem, yanlış bir şey söylemiş olmam.

İşte bu tür akademisyen gazeteci olmayanlar, okusun öğrensin diye bir takım kitaplar vardır, isteyen alır okur öğrenir.

Basın ne kadar özgürdür? Gazeteci ne kadar özgürdür, bağımsızdır, dürüsttür, objektiftir? Hitap ettiği kitlelere ne derece çok yönlü yaklaşabilir, çok sesli olabilir ve profesyonellik bu işin neresindedir?

Ama bu, sürü gibi yaşayalım, kafayı kuma gömelim ya da aval aval semaya bakalım anlamına gelmiyor. Okuyup bilgi sahibi olduktan sonra atılacak adım ise, tepki göstermek.

Bunlar Türkiye’de basını takip eden herkesin üzerinde düşünmesi gereken sorulardır.

Ne diyeyim? Biz okumayız, izlemeyiz, bilmeyiz, cahiliz, aciziz, sürüyüz, vur kafamıza al lokmamızı mi diyeyim? Yoksa biz Polat’la, Hürrem’ le, Mahir Kara ile mutluyuz mu diyeyim? Onların Hanımları,  metresleri ve de bunların ağlak zırlak versiyonlarıyla kısaca bilumum dizi zerzevatıyla yaşayıp gidiyoruz. Unuttuğum çok saygıdeğer(siz) sanat ve sanatçılarımızdan yaşattığı karakterlerden şimdiden özür dilerim. Burada unutulmaması gereken yanıbaşımızda sokakta karşılaştığımız Süriyeli, Afrikalı… aç insanları takip etmek, dertlenmek, bir dilim ekmek vermek yerine; şov uğruna tatil adasına gidip hayalı açlık, zorluklar yaşayan (sıfat bulamıyorum) kişilere sms atıp bir nevi yardımda bulunanları da yabana atmamak lazım.

Haa tartışma programları var diyorsanız başka tabii. Mideniz bulanmıyorsa var. Her konuşanın (z) alim görüntüsü verdiği  tv kanallarımızı da bu gazeteciler kuşattı. Akli selim bilimsel yaklaşımlardan soyutlanmış salt farklı fikriyatlarının zurnası olmuş veya büyük bir hızla olmakta olan yazar ve çizer tayfası; Bab-i Ali yi gerçek anlamında Osmanlı Devleti döneminde sadrazam sarayına verilen isim olarak algılamış ve o saraylarda görkemli hayatlar peşinde koşanlar, sizleri de unuttum sanmayın!

Aman, boşver, banane ya…söyleminden uzak, mutlu sağlıklı günler dilerim.

” Keyifli ve güvenli uçuşlar da RTE RİZE HAVALİMANI’ da görüşelim.

RTE Rize Havalimanı, Elli Uç Rize, Rize Kent Konseyi gruplarına fikir ve desteklerini bekliyoruz.

Saygılarımla

Not: 23 Nisan Bayramımızı kutlar. Sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinin en önemli görevimiz olduğunu tüm ebebeyinlere hatırlatırım.

HABER BİLGİLERİ
Bu haber 27 Nisan 2014, 07:22 tarihinde Köşe Yazarları, Yazar 16 kategorisinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Haber 204 Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
facebook Twitter Frienfeed Twitter Google
ETİKETLER
YORUM YAZIN
Benzer Haberler
MbTasarıM
MUHLAMA KARADENİZ MUTFAĞI
Yazarlarımız
KARADENİZ VİRA FACEBOOK
Resim Galerisi
PUAN DURUMU