Bir Pazartesi sabahı, saat 10:53 İstanbul…

Döviz fiyatları ne alemde?

Soracak olduk.

‘’Sen marketten patatesi, soğanı dolarla mı alıyorsun?

The Berberin saç kesim ücretini dövizle mi ödüyorsun.

Kafede kahve çay TL ile…(pardon efendim pandemi dolayısıyla kafeler kapalı)

Bak !

“Bu pandemi de  kolonya TL ile, maske bile TL ile !

‘Biz, dolara filan bakmıyoruz’, çünkü bizim  işçimizin, emeklimizin, bürokratlarımızın hepsi maaşlarını TL ile alıyor. Laf aramızda milletvekili maaşlarıda  TL cinsinden ödeniyor.”

Son değişikliklerden sonra, ‘döviz kurları ile ilgileniyormuyuz’ bilmiyorum ama bildiğim bir şey var.

2-3 hafta önce 42 lira olan ayçiçeği yağı 56 lira oldu. Gerekçesi ithal olması ve döviz kurundan etkilenmesiymiş.

Daha yüzlerce kalem gıda maddesini yurt dışından dolar vererek alıyormuşuz.

Hayat pahalılığı artmış durumda. Sebze ve meyve pazarlarındaki artışlar dönemsel artışlar olarak görülebilir ancak bunun dışında ne varsa birkaç aylık artışlar asgari % 20 civarında.

Piyasayadaki “halk tipi ucuz market” diye çıkan marketlerde dahi fiyat artışlarından durumu görmek mümkün.

Bu marketler hem fiyat arttırmışlar, hem de yaptırdıkları fason üretimlerin gramajlarında azaltma yoluna gitmişler.

Birkaç ay önce aldığım cam kavanozdaki zeytinin fiyatını % 25 artırmışlar yetmemiş, 1 kiloyuda  900 grama düşürmüşler.

Hiçkimse piyasada her şeyi aklınca fahiş oranlarda zamlatanlara bir şey sormuyor.

Dolar arttı deyip işin içinden çıkıyorlar.

Oysa ne çalışanların ücreti artmış, ne de tarladaki ürünün.

Velhasıl gelirler azalırken zamlar, giderler artıyor.

Devletin burada devreye girmesi şart sanırım.

Denetim şart !

Galiba kazançları oldukça iyi olan ekonomi bürokratlarının bunlardan haberi yok !

O nedenle piyasaları denetleme ihtiyacı duymuyorlar.

Parası olanlara hiçbir şey dokunmuyor. ÖTV bindirmesi ve döviz artmasına rağmen fiyatı yaklaşık iki katına çıkan araçlarda kuyruk var. Pahalı pahalı evlerde satışlar hiç durmuş değil.

Allah, dar gelirlinin, fakir, fukaranın yardımcısı olsun..

***

Gelelim korona günlüğümüze…

Dokuzuncu ayında virus vakaları yine tavan yaptı. Yapılan açıklamalara göre, vaka sayısı bakımından dünyada beşinci sıraya oturduk.

Salgını önleme adına yine kısıtlamalar getirildi.

Oysaki kısıtlamaların, önlemlerin daha da fazlası Mart-Nisan aylarında alınmıştı.

Sonra normalleşme denilerek, aceleyle geri adımlar atıldı.

Ve sonuç ortada.

Bilinen şeyleri tekrarlıyorum:

En büyük sorumluluk bizlere düşüyor.

Eğer çalışmıyorsak bir süre daha evde kalalım. Zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayalım.

 

Kalabalık içine karışmayalım, Çok zorunlu haller dışında toplu taşımayı kullanmayalım.

Sık sık vurguladığım gibi, maskemizi takalım; maskeyi kola, bacağa, kafaya, takmayalım.

Yaz boyunca arabaların dikiz aynalarında gördüğümüz maske; 1 Aralık kış lastiği uygulaması ile birlikte lastiklere takılma olasılığıda yok değil bu memlekette 🙂

Bu virüs belasını elbette yeneceğiz. Sosyal mesafemizi koruyalım ve temizliğe dikkat edelim.

Son düzlükte, fire vermeden finishe ulaşmak temennisiyle…

Hoşçakalın

Mustafa Barış ÖZTÜRK

 

HABER BİLGİLERİ
Bu haber 01 Aralık 2020, 07:58 tarihinde Köşe Yazarları, Küçük Manşetler, Manşet, Yazar 16 kategorisinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Haber 301 Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
facebook Twitter Frienfeed Twitter Google
ETİKETLER
YORUM YAZIN
Benzer Haberler
MbTasarıM
MUHLAMA KARADENİZ MUTFAĞI
Yazarlarımız
KARADENİZ VİRA FACEBOOK
Resim Galerisi
PUAN DURUMU