ELVİN ÖZTÜRKLE RÖPORTAJ…

elvinhanımKaradeniz Virahaber misyon ve vizyonu gereği ilimizle ilgi hemen hemen her konuda faaliyetlerini sürdürüyor. İlimizin tanıtılmasında, sorunlarının çözümünde bu güne kadar bir çok ilke imza attı. Baş yazarımız Metin TOPÇU bu kapsamda il dışında da girişimlerini aksatmadan sürdürüyor.

İşte her yönü ile Rize’yi, Rizelileri, Karadenizlileri tanıyan ve hayranlığını gizlemeyen çok yönlü sanatçı Elvin ÖZTÜRK hanım efendi ile Baş Yazarımız Metin TOPÇUNUN yaptığı röportaj…

 

Metin TOPÇU: Merhaba Elvin hanım… Sizi İLESAM’DA tanıdım. Karadeniz vira haber okurlarına kısaca kendinizi tanıtır mısınız?!…

Elvin ÖZTÜRK: Öncelikle merhaba , Karadeniz vira haber aracılığı ile dostlarıma ve arkadaşlarıma da merhaba demek istiyorum izninizle. çünkü bende o topraklarda büyümüş ,o dokuyu kendime katmış birisiyim . Kısaca bahsedeyim kendimden 1977 senesinde İzmir’de doğdum Rize’de bitirdiğim ortaöğrenimin akabinde Ege Üniv. Zir. Fak. Toprak Müh. bölümünden mezun oldum .Yine aynı dönemde Ege Ünv . Edebiyat Fak…. Sınıf Öğretmenliği ve Pedagojik Formasyonu eğitimi aldım. Yine aynı dönemde Ege Üniv. Yabancı Diller Fak. İngilizce ve Ege Üniv. Bilgisayar Programcılığı Sertifika programlarına katıldım. Takip eden yıllar içinde Anadolu Ünv . Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldum. Satış ve Pazarlama Teknikleri Sertifika Programı , KİHEP (Kadının İnsan Hakları Eğitim Programını ) KADER ( Siyaset Okulu eğitici eğitimi ) ve EKAM (Ege Üniversitesi Siyaset Okulunu )  programları tamamladım. Ve yaşadığım şehirde toplumsal sürece katılım gösteriyorum . Birçok Stk nın aktif üyesiyim. Kent Konseyi kadın meclisi, KADER (Kadın Adayları siyasete Destekleme Derneği ) ve kendi mesleğim ama kadın öbekli FEMİN ART İZMİR ŞUBESİ ( Kadın Sanatçılar Derneği ) Başkan Yardımcısıyım.Bizler kadar hayat koşullarını bir şekilde  nasıl kullanacağını bilemeyen kişilere yardımcı olmaya çalışıyoruz.

 

Metin TOPÇU:  İş değişti… Elvin hanım..öncelikle bitirdiğiniz okullar katıldığınız programlar aldığınız sertifikalar çok önemli ama Rize’de ikamet emiş olmanız dikkatimi çekti .O bağlamda sorularım olacak. Öncelikle nasıl başladı bu ilişki.?

 

Elvin ÖZTÜRK:  Rize ile ilişkim mi? Çocuk denecek yaşta, babamın memur olması ile kaynaklı Ortaokula daha yeni başlamış iken rotam Rize’ye yönlendi ve tam ergenlik çağımı orada geçirmiş oldum. Yani, çoğu sanatçı gibi bende Karadenizliyim deme hakkımı kazandım büyük bir zevkle.

 

Metin TOPÇU: Rize’nin renkleri sinmiş üzerinize .. İnsanımızdan biraz bahseder misiniz?

 

Elvin ÖZTÜRK: Sinmez olur mu ? bir çocuk düşünün tam ergenlik çağında kişiliğinin şekillendiği bir dönemde ve Rize’nin kendine mağrur dik duruşu ve Karadeniz insanın kendine özgü haklı gururu ile yoğruluyor. Çok şey kattı kişiliğime gerçekten . “İnsanımızdan bahseder misiniz” demişsiniz bahsetmeye gerek var mı? Dünya bahsediyor.Benim bildiğim tek şey var o topraklar kişiye öyle bir kendine güven duygusu katıyor ki .Bundandır çoğu insanın ağzından ben Karadenizliyim kelimesini şevkle duyuyorsunuz .

 

Metin TOPÇU: Zannedersem insanımız hakkında duyduğum en güzel sözler sizden geldi. Teveccühüz hanım efendi. Hayatın her noktasında bulunmanızı bu coğrafyadan gelen coşkuya bağlayabilir miyiz?

 

Elvin ÖZTÜRK: Çok renk olduğunu düşünüyorum ben ,kişilikleri bu renklerle yoğruluyor. Duygusallık ,zeka,kendine güven,hayatı sevmek , hırçınlık ,ani sinir,hareketlilik ve bitip tükenmeyen bir enerji .Hayatın pozitif enerjisi ..Bunların hepsi kişiliğin renkleridir aslında Ve Rize insanı, Karadeniz insanı bu renkleri aynı anda barındırabiliyor bünyesinde. Sanırım o enerji ve hareketlilik bana da geçti .Ya da ben olabilmem için oraya gönderildim .Bildiğim bir şey var .O renkleri kişiliğime katmadan ,kökenimdeki balkan kanımla Karadeniz dokusunu buluşturmadan Elvin olamazdım.Bir sanatçı doğuştan ölene kadar kendine kattığı ,hayatın ona kattığı her bir gün ile yoğrulur şekillenir çünkü…

 

Metin TOPÇU:Eğer bu söyledikleriniz üzerine tam olarak eğilirsek kitap olacak güzellikte bir eser çıkar ortaya. Sizin engin yüreğiniz bahsettiğiniz kabiliyet ve duyguları özümlemiş. Göç veren bir iliz…Şimdi sorum şu.. Buradan çok ünlüler çıkıyor. ama gidenler gittikleri yerlerde sanat edebiyat ve siyaset alanında çok başarılı oluyorlar. bunu neye bağlıyorsunuz.

bu noktada Rize’de bir altyapı eksikliğinden bahsedebilir miyiz…

 

Elvin ÖZTÜRK: Oldukça fazla göç veriyorsunuz doğru . Ve çok başarılı insanlar çıkardığınızda doğru.Ve üzgünüm gittikleri yerde kalıyorlar evet . Aslında bu çoğu şehirlerin sorunu ama maalesef ki bazı lokomotif şehirler var ve yaptığınız iş gereği o şehirlerde bulunmak zorundasınız. Ama bu sizin neden başarılı olduğunuzu, yetişme tarzınızın başarılı olmaya etkisi olduğu gerçeğini değiştirmiyor aslında.

Alt yapı eksikliği demişsiniz. Tam olarak böyle bahsetmeyelim. Aslında kullanılmayan organların yok olmasından bahsedilebilir şehirler için . Ya da, “bu iş burada olmaz” kinin boş vermişliği. Yoksa aynı insanlar, aynı genetik… Neden orada oluyor da burada olmuyor . Yoksa biraz uğraşma ile her şehirde neler olur neler. Sadece kolayı varken zoru seçmiyoruz sanırım. Bütün problemimiz buradan kaynaklanıyor.

 

Metin TOPÇU: Tesis noksanlığı, eleman noksanlığı, anlamında sormuştum. Siz hepsine cevap verdiniz.İsterseniz çok geniş ilgi alanınızdan seçelim bir iki konu Mesela resimle başlayalım…Nne zaman başladınız. Zannedersem uluslararası ödül de aldınız… Hangi tür resim yapıyorsunuz, açtığınız sergilerden bahsederimsiniz?

 

Elvin ÖZTÜRK: Çok klasik bir cevap olduğu için bu cevabı sevmiyorum ne zaman başladınız resme olan sorusuna ama çocukken demek zorundayım. Çünkü, ressam bir annenin kızıyım. İlkokuldan önce yağlı boyanın ne olduğunu bilerek büyüdüm .Kokusunu sindirdim Bu yüzden kendime has bir teknik geliştirebildim sanırım.Yıllar içinde farklı teknikler ile çalışmalarım oldu .Fakat şu anda ana maddesi kum olan kendi yarattığım bir doku ile karışık teknik uygulayarak çalışmalar yapıyorum.Serinin adı KUMSAL YANSIMALARINDA AŞK.
Evet içinde bulunduğumuz yıl içerisinde İtalya Floransâ’da düzenlenen bir yarışmada Dünya 3.sü oldum.Resim alanında 9 kişisel sergim 50 civarında karma sergim gerçekleşti bu güne kadar.Resim haricinde sanatın şiir ve edebiyat alanında farklı branşları ile de uğraşmaktayım. Basılmış şiir kitaplarımın haricinde , Balkan günlüğü gazetesinde köşem bulunmakta adım adım Balkanları anlattığım ve her ay sanatı irdelemeye çalıştığımız sanatçıları okuyucular ile buluşturduğumuz  Karşıyaka Life Dergisi  ve Aktüel Ege Dergisi Kültür Sanat Editörüyüm .

 

Metin TOPÇU .Ben Ankara’da katıldığınız etkinlikte tablolarınızda minyatür kokusunu sezdim. modern resimle yan yana… Tarihi değerlerimizden istifade ediyor musunuz?

 

Elvin ÖZTÜRK: Evet kesinlikle iyi bir gözlem . Gerek bizim tarihi değerlerimiz , gerekse mitoloji eserlerimde benim çizgimle farklı bir şekilde canlanıyor.Genelde tablolarım fresklere benzetiliyor.Sanırım tarih bunu canlandırıyor . Tarihin satırlarında dolaşmadan nasıl günümüzü anlayabiliriz ,yorumlayabiliriz ki?

 

Metin TOPÇU : Harika… Sizden beklediğim bir cevaptı…kumsalda yansımalarında  aşk verdiniz serinizin ismini…. Aşk bana göre en güzele ulaşma çabasıdır. O da yüce yaratandır. Siz ne anlıyorsunuz aşktan.

 

Elvin ÖZTÜRK: Sizinle aynı şeyi düşünüyorum. En büyük aşk ilahi aşk değil midir zaten ?Ya da sadece ” Allaha Şükreden Kalp ” işte bence aşkın açılımı .Farklı farklı suretlerde de olsa aradığımız hep “O”, bahsettiğimiz hep “O” değil mi ?

 

Metin TOPÇU: Sanat üzerine bu anlamda bir aşkın etkisi var mı?

 

Evlin ÖZTÜRK: “Sanat üzerine bu bağlamda aşkın etkisi var mı” diye sormuşsunuz..  Olmaz mı? Nice destanlar, nice şiirler bu aşka adanmamış mı ? nice resimlerde kuş karakterini oldukça fazla görmüyor muyuz? Kuş imgesi ta ilk çağlardan beri hep ilahi bir form olarak özdeşleştirilmemiş mi? Sanatın bir çok dalında ilahi aşkı ,evrensel aşkı bulmak mümkün ,sadece bakmak ve bakabildikçe görmek gerekir .

 

Metin TOPÇU: Kadını kadının anlatmasını, şiirler resimle edebiyatla, heykelle, nasıl karşılıyorsunuz. Kadının günümüzde fiziksel bir öğe olarak ele alınmasına nasıl bakıyorsunuz. Reklamlarda ve diğer alanlarda bilakis kadınlarımızın bana göre bu olumsuzluğa katkıda bulunmasına ne diyorsunuz?
Elvin ÖZTÜRK: Kadın sadece günümüzde mi fiziksel öğe oldu ? Yapmayın, şu an daha çok gözlüyoruz sadece o kadar . Medya daha açıkça anlatıyor bazı şeyleri bize.Yoksa yıllar önce ,asırlar önce kadın fiziksel öğe değil miydi? Ne zaman nerden baktığınızla alakalıdır her konu . Sadece kadınlar öğe olarak kullanılmıyor ki reklamlarda çocuklar, erkekler de kullanılmıyor mu? Vallahi ben son dönem reklamlarda oldukça fazla bakımlı genç ve yakışıklı erkeklerinde meta olarak kullanıldığını görüyorum . Ama kimse ona dikkat etmiyor yada bunu olumsuzluk olarak algılamıyor sanırım . Biz insanlar olumsuz olarak algıladıkça hayat olumsuza doğru dönüyor. Reklamları reklam olarak ve bunu bir satış tekniği olarak değerlendirmek daha mantıklı değil mi? Bir kadın olarak olumsuz düşünceyi sahiplenmemeliyiz diye düşünüyorum . Çünkü düşünceler sahiplenince gerçek davranışlar şekline dönüşüyor. Ve hayatı sadece o şekilde algılıyoruz . Algımızı yönlendirmeyelim. Tabi ki Yaşamın her alanında kadının cinsel bir öğe olarak algılanması ve kullanılması çok üzücü. Ve bir insan olarak onur kırıcı… Dikkat ederseniz bir insan olarak diyorum. Mesele önce insan olabilmekte..

 

Metin TOPÇU: Yeri gelmişken sosyal medyaya bakışını öğrenmek istiyorum. İnsanları içine kapanır görünürken bir yandan da çok uzaklarla iletişim kurabiliyoruz. Bu insan adına bir gelişme kabul edilebilir mi? Mesela sohbetlerin,insanlara arasında ilişiklerin monotonlaştığından bahsediliyor. Hak veriyor musunuz bunlara?

 

Elvin ÖZTÜRK: Ben buna pek hak verdiğimi söyleyemeyeceğim çünkü monotonluk insanın kendine bağlı bir şeydir. Hayatınızı yalnızca kendiniz monotonlaştırırsınız .bazen kafanızı uzatıp komşunuza güneşli bir merhaba demek bile bu monotonluğu bozabilir.Uzaklar ile iletişim .Evet belki bilgisayar başında saatler geçirebiliyoruz ama geçirdiğimiz bilinçli saatler uzarken kendimize kattığımız şeyler artmıyor mu? Tabiî ki doğru şekilde kullanırsak teknolojiyi… Yani bu saatleri kendimizi geliştirmek için kullanırsak. Bunu bile monotonlaştırıp monotonlaştırmamak tamamen bize ait. Öncelikle kendimizi sevmeli ve hayatımızdan memnun olmalıyız . Gün içinde bir tek insanın gülmesini sağlarsak işte o zaman asla monotonluk yaşamayız hayatımızda…

 

Metin TOPÇU: Küf kokulu bakışlar/ üç otuzlarında.. şiir kitabınız yayınlandı.. yazarsınız, ressam ve şairlik var tercihiniz hangisidir. Yoksa biri okunan biri görerek okunan ama aralarında fark olmayan sanatsal faaliyet midir?

 

Elvin ÖZTÜRK: Evet bir kişisel şiir kitabım yayınlandı , ikide şiir antolojisi içinde eserlerim yer aldı . Yeni dönemde ise ikinci kitabım yolda . Tercih valla benim böyle bir şansım yok çünkü : Resim ve şiir aşktır birlikte biri olmadan diğeri olmaz ki.yolda yürürken nasıl iki elimde lazımsa bana denge için şiirim ve resmim benim dengem ,biri öbürünü hem dengeler hem de öteler,lakin zordur her iki sanatı ,aşkı idare etmek biri birinin önüne geçmeye çalışır hep. Birini fazla beslerseniz öbürü eksik kalır ve mahzun. Her aşk gibidir hem yorucu hem sonsuz mutluluk.Bazen şiirim anlatır hikayemi bazense renklerim .Birbirinin sözlerini tamamlarlar bazen ,bazen de saç saça baş başa kavga ederler önce benimle ilgilen diye …Yazarlığımsa işte bunları anlatabilmemdir.Bu aşkı dillendirebilmem sayfalarca taşıyabilmemdir. Yani hepsi birbirinin saçayağı …

 

Metin TOPÇU: Erkekten çocuk / çocuktan erkek erler” “küflü sandıklarda
töre, yalnızlık, korku kokar bazen” aşkla bakan biçare bakışlar
küf kokulu bakışlar “gibi muhteşem toplumsal göndermeler var. Çare ne?…

 

Elvin ÖZTÜRK: Eğitim ,ve kendini bilmek ,kendinin ne olduğunun farkına varabilmek ve neler başarabileceğinin …. İnsan olmanın haklı gururuna erişip ,kadın erkek kimliğinden silinip sadece insan olarak ,Allahın bize bahşettiği gibi ruhumuzla bakabilmek. Her gün bir kişi bu şekilde yaşamaya başlarsa günler geçtikçe sayılar artar ve toplumsal değişim süreci başlar sanırım. Her sorun bilgisizlikten ibaret aslında. Bazen satır arasındaki ufacık bir bilgi birçok sorunun çözülmesinde ki küçük iplikçik olabiliyor. Sadece onu oradan çekmek gerekli. Gerisi sökük gibi elinize dökülüyor. Bazen de düğüm olabiliyor tabi!.. İşte orada da en büyük kudret olan “sabır” gerekiyor.

 

Metin TOPÇU: Bizden biri olarak gördüm sizi. İnsanımıza çok benziyorsunuz. Hatta onun çok boyutlu bir fotoğrafı gibisiniz… Rizelilere, Karadenizlilere neler söylemek istersiniz?

 

Elvin ÖZTÜRK: Ben Rizeliyim, Karadenizliyim zaten. Aksini hiç iddia etmedim ki.

İzmir’in sıcaklığında dinlenen, genleri balkan olan ama Karadeniz’de yoğrulan bir kişiliğim var. Ve, çok memnunum bu üçlemeden. Karakterlere iz bırakan en güçlü ve duygusal şehirler. Rizelilere, Karadenizlilere ne diyebilirim ki… “Siz”olmaya devam edin. Çünkü, fark her zaman özeldir. Ve benimde yolum bu fark ile kesiştiği ve o toprakların suyunu içtiğim için teşekkür ediyorum her zaman.

 

Metin TOPÇU: Elvin hanım.. Sizi tanıdığıma çok sevindim. Sizi okuyucularımla buluşturduğum için açıkçası mutluyum.. Size çok teşekkür ediyor başarılar diliyorum

 

Elvin ÖZTÜRK: Metin bey bende sizi tanımaktan çok mutluyum. Aslında ben sizleri çok iyi tanıyorum zaten . Bu satırlarda beni tekrar Karadeniz ile buluşturduğunuz içinde çok teşekkür ederim…

17.7.2012

HABER BİLGİLERİ
Bu haber 30 Aralık 2012, 21:06 tarihinde Kültür Sanat, Manşet kategorisinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Haber 740 Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
facebook Twitter Frienfeed Twitter Google
ETİKETLER
YORUM YAZIN
Benzer Haberler
MbTasarıM
MUHLAMA KARADENİZ MUTFAĞI
Yazarlarımız
KARADENİZ VİRA FACEBOOK
Resim Galerisi
PUAN DURUMU