KaptanınSeyirDefteri5

Bütün evreni babasının çiftliği ilan edip talan eden emperyalist ülkeler ve güç zehirlenmesi yaşayan dünyayı yönetenler…
Nerdesiniz?
Nasılsınız?
Şişko egonuz ne durumda.
0.000000001 gr lık virüs kadar ağırlığınız yok bilesiniz.
Dünyanın evrendeki oluşumundan beri, kaç medeniyetin, kaç kuşağın, kaç kavimin gelip geçtiğini, hiçbirinin bu dünyaya kazık çakamadığını, ne kadar bilge ve güçlü bir medeniyet olursan ol, hiç hükmünde olduğumuzu
doğanın öfkesi ve gücünün karşısında hiçbir şey ifade etmediğimizi bir kez daha anlamışızdır umarım.
Korona mahpusluk günlerimiz devam eden güzelim ulkemde; halkın büyük bir kısmı üstüne düşeni yapıyor. Başta sağlık bakanımız Sn. Koca samimi, polemikten uzak, akılcı, kucaklayıcı bir üslup ile örnek bir devlet adamı sorumluluğuyla süreci iyi yönetiyor. Türkiye için bir şans… İktidar ve muhalefet ile birlik ve dirlik olma zamanı diyerek siyasetçilerimize de bir mesaj göndermek 82 milyon adına görevimiz.
Tüm dünyayı küçülten, evlerine bağlayan, insanın insanla olan temasını yok denecek kadar azaltan bu salgın sürecine de yavaş yavaş alışıyoruz.
Her istediğimizde ulaşabilir olduğumuzu zannettiğimiz insanlar, şimdi bizlerden uzak. Bu uzaklığı, teknoloji sayesinde kısmen gideriyoruz. Whatsapp üzerinden gruplar içi yazışmalar, görüntülü konuşmalar, konferans görüşmeler gırla gidiyor.
Bu süreçte bir tavsiyem olacak size, özellikle bu günlerde eskiden olduğu gibi mektup yazın, karantina ev mahpusluk gunlerinde…
“Gözüm yolda gönlüm darda
ya kendin gel ya da haber yolla
duyarım yazmışsın iki satır mektup
vermişin trene halini unutup”…dizesi eşliğinde.
Eskiden, mektup vardı anamıza, yarimize, sevdiklerimize yazdığımız… Yazanın kokusunu duyumsadığınız, eli deyen, yüreğini her satırında hissettiğiniz o güzelim mektuplar malesef ki yerini elektronik postalar, kısa mesajlar, görüntülü konuşmalara bıraktı. Mektup varana kadar içimizde ne hayaller kurardık degil mi?Sonrasında elinizin, gözünüzün değdiği yere o da bakacak, değecek diye. Hele hele o mektup bir de canana yazılmışsa…
Of ne ki ne of…
Mektup samimidir içten ve duygusaldır. Şimdilerde benim gibi mektup yazan var mı acaba, merak ediyorum. Kızım Elif Ecrin de bana çekmiş. 3+1, 100 metrekare mahpusluk günlerimizde aynı koğuşu paylaştığımız kızımızdan hergün en az 2-3 mektup alıyoruz eşimle birlikte…
Diyeceğim, yazmaktan uzak kalmayalım. Yaşananlar, görülenler unutulabilir. Ancak, o ana dair yazacağınız bir iki satır tüm o geçmişi tekrar hatırlamanıza ve yaşamanıza neden olacaktır. Kötü anılar hariç bu günlerde evde ki hayata dair.
Şimdi sevdiklerimizi sevmek, isteyip sevemediklerimizi daha çok düşünme, onlara daha çok kafa yorma zamanı. İnanıyorum ki, virüs sona erdiğinde ve insanın insana kavuşmasıyla ilgili engeller kalktığında, yeryüzünde muazzam bir sevgi enerjisi patlak verecek. Hepimizin değeri ve önemi bir diğeri için katlanarak artacak. Virüs öncesi alışkanlıklarımız, kızgınlıklarımız, öfkelerimiz, egolarımız ve düşüncelerimiz değişecek. Kim bilir, belki ülkeler siyasetinde ayrışmayı ve kutuplaşmayı çok seven liderlerde geri adım atıp, şapkayı önüne koyacaklar.
Bugün birlikte yaşamak zorunda olduğumuz karantina arkadaşlarımızın, komşularımızın, sokak sakinlerimizin CHP’li mi, AK Parti’li mi, MHP’li mi, İYİ Parti’li mi olup olmadığı…Bir önem arz ediyor mu? Allah aşkına !
Yasaklar kalktığında, yani sarılmak serbest olduğunda, o kadar çok insan tahmin ettiğimizden çok daha güçlü bir şekilde birbirine sarılacak. Şuan yalnız kaldığını düşünenlerimiz üzülmesinler, eskiden her gün onları gören insanlar onlara o denli güçlü bir sevgi bağı ile bağlı değildi. Bazı şeyler yapaydı ve görev misali yerine getiriliyordu. Evliliklerin bir kısmı tiyatro idi. Oysa şimdi, sizi biri düşünüyor ise gerçekten çok sevdiği içindir, artık emin olabilirsiniz !
Şu an kimi düşünürseniz, o sizin yanınızda demektir!
Karamsarlığa kapılmayalım. Her büyük felaket ardından yepyeni bir geleceğe yelken açar. Yeni olana inanalım ve yeni çağa ayak uyduralım. Özellikle yaşlı büyüklerimizin şimdi bir tık daha girişken olması lazım. Teknolojiyi anlamaya, ona uyum göstermeye çabalayın. Yıkın duvarları en kötü ihtimal ile deneme yanılma ile akıllı telefonlarınızı, bilgisayarlarınızı ve interneti keşfedin.
Ve uzun lafın kısası, işte şimdi sevgi biriktirme zamanı, biriktirdiklerimizi paylaşmayı ihmal etmeyelim.
Hatta şimdi şuan HAYDE !
Sevdiğinizi, sevdiklerinize telefon açıp söyleyin. Önce kendiniz ile başlayın. ‘Ben kendimi seviyorum’ deyip yatak odasından veya ofisinizden çıkın, karşınıza kim gelirse, onu da sevdiğinizi söyleyin. Sonra aile bireyleri, arkadaşlar ve iş dünyanız. Sonra bir adım ötede, sosyal medyanız..
“Hiç olmazsa sevgide serbestiyet, saygıda zaruret” olması dileklerimle…
Not:Tüm bunları yaparken hayvanlara ve doğaya karşı da sevgiyi unutmayalım lütfen…
(Of’lu büyüğümüz Prof Fatoş Kasap Yıldırım ablamızın hatırlatması)

Saygılar
Mustafa Barış ÖZTÜRK
Mahpusluk Günleri
2020-İstanbul

HABER BİLGİLERİ
Bu haber 22 Nisan 2020, 15:08 tarihinde Köşe Yazarları, Küçük Manşetler, Manşet, Yazar 16 kategorisinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Haber 77 Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
facebook Twitter Frienfeed Twitter Google
ETİKETLER
YORUM YAZIN
Benzer Haberler
MbTasarıM
MUHLAMA KARADENİZ MUTFAĞI
Yazarlarımız
KARADENİZ VİRA FACEBOOK
Resim Galerisi
PUAN DURUMU